41. TURİZM HAFTASI ETKİNLİKLERİ KAPSAMINDA “DESTİNASYON YUKARI FIRAT ÇALIŞTAYI” GERÇEKLEŞT

Arapgir Belediyesinin öncülüğünde 5 ilden 8 ilçenin bir araya gelerek oluşturduğu “Destinasyon Yukarı Fırat Çalıştayı” nın 7. Toplantısı yapıldı. 18 Nisan 2017 günü yapılan toplantıya Malatya Valisi Mustafa TOPRAK, Arapgir Kaymakamı Salih SAK, Ağın Kaymakamı Abdullah ÖZADALI, Keban Kaymakamı Hayrettin BASKIN, Divriği Kaymakamı Abdullah ÖZÜBEK, Arapgir Belediye Başkanı Haluk CÖMERTOĞLU, Ağın Belediye Başkanı Yılmaz SERTTAŞ, Arguvan Belediye Başkanı Mehmet KIZILDAŞ, Keban Belediye Başkanı Fethiye ATLI, Pertek Belediye Başkanı Recai VURAL, İstanbul Üniversitesinden Yrd. Doç. Dr. Yıldırım GÜNGÖR, Gazi Üniversitesinden Doç. Dr. R. Pars ŞAHBAZ, İnönü Üniversitesinden Doç. Dr. Fatih ÖZDEMİR,  Yrd.Doç. Dr. Ayda GÖK, Yrd.Doç. Dr. Hulusi BİNBAŞIOĞLU, Malatya İl Kültür ve Turizm Müdürü Levent İSKENDEROĞLU, çok sayıda kamu çalışanı ve turizmciler katıldı. 

            Malatya Kültür ve Turizm Müdür V. Levent İSKENDEROĞLU’ nun açılış konuşması ile başlayan Programda   konuşan  Arapgir Belediye Başkanı Haluk CÖMERTOĞLU;

         İçerisinde bulunduğumuz  kültür haftası münasebetiyle “Destinasyon Yukarı Fırat” çalıştayımızın da bu kapsamda gerçekleştirilmesi bizleri   mutlu etmiştir.  Göreve geldiğimiz 2009 yılından itibaren kültürel çalışmaları kendi bölgemizde  insiyatif geliştirerek risk alarak çoğu zamanda bölgeye yayılacak şekilde modelleme yaparak sürdürmekteyiz.    2013 yılından sonra komşu  ilçelerle geldiğimizde tanıtım konusunda  büyük bir eksikliğin olduğunu hissettik ve bunu  gündem maddemizin başına aldık. Her gittiğimiz yerde de  bir destinasyon yani bir organizasyon  ihtiyacının açık bir şekilde öne çıktığını  gördük  ve her platforma bunu ifade ettik. Dolayısıyla Türkiye’ de  havzaların  geliştirilmesi  konusunda hem tarım  hem kültürde  bir değişime ihtiyacı var. Biz havza bazında  ürün deseninde,  kültür ve tarih bağımlılıklarında ve yaşam modellerinde uygun bir  kültürel havzaların  oluşumu  noktasında Türkiye’de olmazsa olmaz bir proje başlatıyoruz.  Yukarı Fırat  aslında bizim  dünyamız  değil dünyanın kaybettiği   ve kaybetmeye yüz tutmuş en önemli bir değerler havzasıdır,  kültür havzasıdır tarih havzasıdır.   Yukarı Fırat  şahlanmanın ve kendi yaşadığı  dönemin belirleyicisi olarak  gelecek nesillere  aktarılması istenilen mesajın tam merkezidir. Bunun   merkezinde Arapgir var. Ancak biz   Arapgir’i öne çıkarmak değil,  havzayı öne çıkarmak için mücadele etmekteyiz. Biz  bir ailenin çocukları gibiyiz. Zengin bir  geleneğin ve medeniyetin üzerinde oturuyoruz ve bugünkü mirasçılarıyız. Gelecek nesillere bunu  taşımak gibi bir sorumluluğumuz var.

            Yukarı Fırat  havzası projemizin hayata geçirildiği  zaman  dünyada kendine ait bir model olacağı  kanaatiyle kültür çalıştayları  başlattık.  2013 yılından  sonra   5 il  8 ilçenin bir araya gelerek oluşturdukları “Destinasyon  Yukarı Fırat  Çalıştayları” periyodik olarak değişik  ilçelerde toplanarak  hem kendini  tanıtarak,   hem de bütünün içerisinde  idare edecek bir  çalışma  ortamı  sağlamaya   çalıştık.  Şimdiye kadar bununla ilgili  6 çalıştay düzenledik   bugün 7. sini gerçekleştiriyoruz.   Bu çalıştayların ekseninde herkesin kendini geliştireceği,   özelinde  olanı  genelle  entegre edip  geleceğe taşıyacağı  bütünün sorumluluğuyla  özeline itimat göstereceği bir çalışma ortamı yaratmaktır.   Proje kapsamında gittiğimiz  her yerde  turizm adına  kültür adına katıldığımız her toplantıda   görüyoruz ki  biz  kendimizi  tanıdıkça ne kadar büyük bir harmanlanmış medeniyetin son temsilcileri  olduğumuzun farkına vardık.  Sahip olduğumuz kültürel ve manevi değerlerimizi  çalışarak ürün haline getirilmesi çok geç te kalınmış olsa bile, son temsilcilerinin bizler olduğunu bilmemiz gerekiyor.  Tarihi ve kültür değerlerimizi,  doğal ve endemik   çeşitliliklerimizi  oksijene bağlı olarak karasal iklime bağlı olarak  yetişen her türde  endemik  çeşitliği  tektik ettikten sonra  ürüne dönüştürebilirsek  inanın dünyayı bu merkezde  toplayacak bir  organizasyonda bulunmuş  oluruz.   En çok ürün çeşitliliği   bizim bölgemizdedir.

            Bugün ilçeleri  satır başları olarak kabul edersek,   Divriği  kendi ayağı üzerinde durabilen dışarıda temsili yüksek,   Osmanlıda önemli bir yer etmiş,  Beylikler döneminde devlet olmuş  ve  ciddi eserler  bırakmış,   Büyük Selçuklu’nun önemli bir merkezi  olmuştur. Bütün ihtişamıyla ayakta duran Ulu Cami  bunun en önemli göstergelerindendir. Kemaliye   kendini  ortaya çıkarmış,   turizm hizmeti pazarlamak  için   ciddi bir gayret veriyor,   ama  ulaşım noktasında  akslar arasına  sıkışmış olan  şehrin  sahiplenme refleksleri azalmış,  dışarıda geçiş üstünlüğü  olan Kemaliye’ nin  içerde  sahiplerini aradığı bir kültür havzası.  Pertek  ilçemiz termal sularıyla, tesisleriyle,  kalesiyle  bir kısım değerleri suyun altında kalsa da mevcut değerleriyle önemli bir  turizm havzasıdır. Çemişgezek ilçemiz   kaya şehriyle,   Mağaralarıyla,  yaşayan gelenekleriyle,   mutfağı ile gastronomi ve müzik kültürüyle,   yetişmiş insan   kabiliyeti ile  bu havzada.  Ağın ilçemiz  kadim kültürüyle, tahribata uğramamış gelenekleriyle,   okumuş ve yetişmiş insan gücüyle, sanat, siyaset  ve   ticarete yön veren marka olmuş  bir çok iş adamı  yine bu ilçeden yetişmiş. Diğer tarafa geçtiğinizde Keban ne kadar çalışılsa o kadar değerli.  Türkiye’ nin  alabalık havzası,   Türkiye’ nin en eski  hidro elektrik santralinin bulunduğu  ve hala faaliyette olan  büyük bir   doğal kaldıraç  ve yaşayan medeniyet.    Diğer tarafa geçtiğinizde  Arguvan  duruşuyla, sözüyle, sazıyla  erenlerin kültürüyle  ve  alperenleriyle bugünlere  taşımış ene önemli  kültür havzası. Arapgir’e  gelirsek Arapgir  bu işin tam ortasında. Hepsine   kan vermiş,  hepsine  şefkatle  koştuğu bir ticaret merkezi  bir buluşma merkezi konumunda. Buluşturan,  konuşturan,  kaynaştıran bir şehrin en önemli unsurları  bu coğrafyada tecelli etmiş. 

            Türkiye zor bir  dönemden geçiyor.  Alperenlerin ayağının izinden, horasan erlerinin gönüllerinin  bizzat hırkalarıyla gelip  buralarda meftun olmuş,  kabirlerinden ev tutmuş,  kendinden vermiş,   yaşatma geleneğine kavuşmuş ata   kültüründen  bu günlere ne kaldı,   biz bunların ne kadar farkındayız. Bu organizasyon bunun için çok önemli. Biz birbirimizi ötekileştirmek için değil, biz tenkit etmek için değil,   biz birbirimizi onure etmek ve değerlerimizi tebliğ etmek için varız. Bu havzanın bize ihtiyacı var,  bu medeniyetin bize ihtiyacı var,  bu medeniyetin gelecek nesillere aktarılması için bu organizasyonun olmazsa olmazı  bu birlikteliklerin  ürüne dönüşmesine ihtiyacı var.

            Bu nedenle başlatmış olduğumuz “Destinasyon Yukarı Fırat” çalıştaylarımıza ivme kazandırarak ve elimizdeki değerlerimizi pazarlama noktasında Türkiye’ de bu işin duayeni sayılan kişi ve kuruluşlarla iş birliği yaparak tüm gücümüzle çalışmalarımızı sürdüreceğiz.

            Toplantımıza katılarak bizleri onurlandıran Malatya Valimiz Mustafa TOPRAK’ a, katılımları ve değerli fikirleriyle bizleri aydınlatan hocalarımıza, toplantımıza teşrif eden Kaymakamlar ve Belediye Başkanlarımıza, bizlere bu toplantı imkanını sağlayan Malatya İl Kültür ve Turizm Müdürü Levent İSKENDEROĞLU’ na, aramızda bulunan tüm katılımcılara sonsuz teşekkürlerimi sunuyor, hepinizi saygı ile selamlıyorum.  Dedi.

            Malatya Valisi Mustafa TOPRAK konuşmasında;

            Destinasyon Yukarı Fırat projesi; Bu bölgenin, bu yörenin kültürünü, kadim değerlerini, insani güzelliklerini, beşeri sermayeyi ve diğer güzelliklerini Erzincanlı olmam münasebetiyle en azından bilebiliyoruz ve belki en iyi, müşterek özveri, emek gücünü, alın terini güç birliğini oluşturabileceğimiz bir projedir, içinde bulunduğumuz havza projesidir.Merkezde biz hiçbir ilçeyi tek başına önemsemiyoruz, bu anlayış içerisinde  her birimizin kendi ilçesi, kendi yöresi, kendi köyü, kendi İli önemlidir ama biz turizm pastasından pay almak istiyorsak mutlak surette gücümüzü birleştirmek noktasındayız.Sadece Ağın’ın çabası ile Ağın’a turist gelmez, Keban’a, Arapkir’e, Divriği’ye, Arguvan’a, Kemaliye’ye, Çemişgezek’e, Pertek’e turist gelmez, gelir konaklamaz ya da konaklar para harcamaz. Biz bu ilçelere turist getirmeliyiz, getirip konaklatmalıyız, konaklatıp para harcatmalıyız.

            Bizim aslında bunları daha fazla tartışmamız, daha fazla gündeme getirmemiz, daha fazla konuşmamız, daha fazla tanıtım içerisine girmemiz gerekiyor. Tüm bu değerlerle birlikte yukarı Fırat Havzasının beş ille birlikte seçilmiş sekiz İlçesinin aşağı yukarı bilgileri ve çalışmaları toparlanmış bir vaziyette olan bu illerimiz ile birlikte bu ilçelerimiz üzerinden bu destinasyonun ortaklaşa bir ürün çıktısı olarak sunulmasında, tanıtılmasında katkı verilmesinde hepimizin bir görev borcu olduğunu da ifade etmek istiyorum.

            Ben de kendimde bu çalışmaları destekliyorum, tabii bu uzun ve ince bir yol birdenbire olmuyor, sonuç elde edilmiyor. Bir kere bu gibi yerlerin ulaşım altyapısının iyi bir şekle getirmesi gerekiyor, baktığımızda bu noktada da bu çalışmaların olduğunu biliyorum. Yolu iyi olmayan yada erişimi, ulaşımı iyi olmayan yerin medeniyet değerleri kendine özgü çok güzel olabilir ama bir sonuca varmak çok ta kolay olmayabilir.

            Dolayısıyla tüm bu konuları üniversitelerimizle, bilimsel yöndeki tecrübeleri ışığında, belediye başkanlarımızın, Kaymakamlarımızın ve diğer dinamiklerimizin Kültür ve Turizm Bakanlığı şemsiyesi ve Havza bakışlı bir turizm destinasyon mantığı da dahil olmak üzere ortak bir ekiplerle birlikte daha iyi bir şekilde masaya yatırmamız gerekiyor.

            Biz bunu yapabilirsek, bu aydınlık ve güzel hedefte bir noktaya gelebiliriz. Burada bu Çalıştayda da, Turizm Haftasının açılışında da arkadaşlarımızla müzakere ettik, biz çok önemli bir medeniyetin, medeniyetlerin zenginliği üzerinde yaşıyoruz. Bunu biz tanıtamazsak, pazarlayamazsak, anlatamazsak, dillendiremezsek o medeniyet değerlerinin bize hiçbir şekilde faydası olmaz.

                Bu marka 8 ilçenin de ortak değeridir, her birimiz insan olmanın gereği, benlik taşımanın gereği kendimizi önemseyebiliriz. İlçemizi, İlimize önemseyebiliriz ama bu çalışmada tüm medeniyet değerlerimizin ortak olduğu düşüncesiyle yola çıkıyorsak, tüm insanlıkla bu ortak değerleri hep birlikte kullanmak istiyorsak mutlak suretle bunun ortak kullanımına yönelik, marka oluşmasına yönelik bir çalışmasını da yapmak mecburiyetindeyiz. Bu çalışmaya sizler şimdi başlamadınız çok uzun yıllardan beri ortaklaşa çalışıyorsunuz, belli bir noktaya getirdiniz ama neticede hem Kültür Bakanlığımız, hem İl Valiliklerimiz hem de Belediye Başkanlıklarımız ve Kaymakamlıklarımız hep birlikte bunun mantığını iyi bir şekilde kavrayabilirsek, o zaman imkânlarımızı bu hedefe varacak şekilde yönlendirebilirsek çok daha uygun olabilecektir.

            Malatya’ya bir turist geldiğinde eline evrak tutuşturup, tanıtım belgesi tutuşturup sizin destinasyonunuz, yol haritanız ya da rotanız şu olmalıdır diyemiyoruz çok sistematik bir şey yok. Halbuki bir turist ister Elazığ’da girsin, ister Erzincan’dan girsin, ister Sivas’tan girsin, ister Malatya’dan girsin, isterse Tunceli’den girsin hiç fark etmez her birinin eline bir Rota verdiğimizde bu 5 İl 8 İlçeye rahatlıkla birbirini tamamlayan bir şekilde, gidecek şekilde onlara o ortak güzellikleri sunabilmeliyiz, yemesiyle, içmesiyle gastronomi diyoruz çok önemli bir altyapıda gelişiyor.

            Bu proje ile turizm pastasından pay almak, medeniyet değerlerimizi insanlığın ortak mirası şeklinde paylaşmak, anlatmak, yaşamak, hissetmek, üzerinde barındığımız bu ülkenin güzel topraklarının ruhunu, kalbini, fısıldayan taşlarını, fısıldayan taşlarındaki kadim medeniyet değerlerini tüm insanlıkla barışın, hoşgörünün, sevginin, kardeşliğin tam odak noktasında paylaşmak istiyorsak şüphesiz ki bundan hak ettiğimiz ölçüde de istifade edeceğiz ve bunu da insanlığa, kardeşliğe, barışa, sevgiye giden güzellikler için kullanacağız.

            Eğer bunu yapabilirsek bir taraftan bu güzellikleri yaparken diğer taraftan da yok olmaya yüz tutmuş, ortadan kalkma noktasına gelmiş, şuursuzca davranışlar neticesinde ortadan kalkmakta olan o eserleri de bu anlayış ve birikim içerisinde yeniden ihya edebiliriz.          Malatya’da görebiliyorum Arguvan da dâhil olmak üzere, diğer ilçelerimizde dâhil olmak üzere, Arapkir’de dâhil olmak üzere bugünlerde ve yarınlarda bunlara hızlı bir şekilde dokunmazsak artık ortada bir eser kalmayacak. Dolayısıyla bakıyorum bir toparlanma var, bir önemseme var, Kemaliye’de biraz daha belirgin özellikleri var, onun için biz bu gücümüzü şüphesiz ki kaymakamlıklarımıza bu noktada destek veren, politika ve yol izleyen hükümetimiz ile birlikte belediyelerimiz ile birlikte belediyelerimizin çok farklı siyasi kanatları olabilir, hiç önemli değil bizim bakış açımız insanlarımızın hepsinin birliği, beraberliği, sevgisi, kardeşliği ve ortaklaşa bu değerleri yaşatabilmek ve bunu yaşatırken tüm insanlığa güzellikleri, kardeşliği, sevgiyi bu medeniyet değerleriyle birlikte verebilmektir.

            Arapgir’e, Kemaliye’ye, Divriği’ye, Arguvan’a, Ağın’a, Keban’a, Pertek’e, Çemişgezek’e ya da saymadıklarımızın her birinin medeniyet değerleri 1000 yıl,      2000 yıl, 3000 yıl geriye gidiyor, bunlarının her birinin rengi, zevki, inancı, meşrebi, mezhebi farklı olabilir ama bunu ortak bir noktada tutan insani yaklaşımdır. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın oradaki mesaj insana verilen önemdir. Dolayısıyla bizim birbirimize güvenmemiz gerekiyor, bu canımızdır, malımızdır, dinimizdir, rengimizdir, bunların hepsi bir emanet olarak bulunuyor. Bu emaneti tüm insanlıkla birlikte, güzelliklerle birlikte yaşamamız gerekiyor. Biz tüm medeniyet değerlerini bu topraklar üzerinde barındırıyoruz, her bir medeniyet geldikçe bir başka medeniyeti yeşertmiş o yeşerdikten sonra biri çökmüş bir başka medeniyet yine yeşermiş hepsi bir zenginlik içeriyor, güzellik içeriyor önem içeriyor. O medeniyetleri yaşatan, o ruhu yaşatan, kadim değerleri oluşturan bir beşeri sermaye, insani güç var. Bunları oluşturan hepsi bir güzel beşeri sermayenin, insan gücünün eseridir.

            Ortaklaşa bir destinasyonla Fırat’ın havzasında feribotlarla bir Turizm destinasyonuna dönüştürebilmeliyiz, gastronomi, yeme içme kültürünü o anlamda verebilmeliyiz, bunları sizler tartışıyorsunuz, konuşuyorsunuz bu ruhu, bu anlayışı tebrik ediyorum, teşekkür ediyorum, siz burada bir araya gelebiliyorsanız bunları tartışabiliyorsanız bugün değil ta dünden başlayıp da birikim sağlayabiliyorsanız bunu tebrik ve teşekkür etmek lazım, yol açmak lazım, rehberlik etmek lazım, gölge etmemek lazım bizim görevimiz de budur.

            İl Valileri olarak bizlere düşen ne görev olursa İl Müdürlüklerimize düşen ne görev olursa Ajanslarımıza düşen ne görev olursa yapmaya hazırız. İl Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın da özellikle Yukarı Fırat Havzası konusunu, bir Havza bazlı, birbiriyle Entegrasyon içerisinde, müşterek bir Destinasyon, yol noktaları, gezme noktaları oluşturma fikrine gelmişse bu çok önemlidir.

            Daha önceki Çalıştaylarla birlikte Bu Çalıştay’ın yeni bir enerji ve sinerji ile daha iyi bir noktaya ulaşabileceği görüyorum ve bunun bu turizm haftasında yeniden gündeme getirilmesinden dolayı duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum ve başarılar diliyorum, yolunuz açık olsun, Bu güzel yolda bu güzel hedefte başarılar diliyorum. Sağlık ve afiyetler diliyor, teşekkür ediyorum.”dedi.

            Program kapsamında İl Kültür ve Turizm Müdürü Levent İSKENDEROĞLU,  İnönü Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih ÖZDEMİR ve İnönü Üniversitesi Kale Meslek Yüksekokulu,Turizm ve Otel İşletmeciliği Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hulusi BİNBAŞIOĞLU  hazırladıkları sunumları ile  katılımcıları bilgilendirdiler.

            Programa katılımcıların görüşlerinin bildirmeleri ve karşılıklı soru-cevap bölümü ile son verildi.  

Arapgir Belediyesi Arapgir Belediyesi Arapgir Belediyesi Arapgir Belediyesi Arapgir Belediyesi Arapgir Belediyesi Arapgir Belediyesi Arapgir Belediyesi Arapgir Belediyesi Arapgir Belediyesi